FAIL (the browser should render some flash content, not this).
Ana Sayfa Odalar Lobi Restaurant Rezervasyon Ulaşım Amasra İletişim
Amasra Seymen Otel :: Doðadan Ýnsana Armaðan Amasra
 

doðadan insana armaðan amasra

Hüseyin ÇOBAN
1998

(Gezi Traveller Ekim 1998 Sayý 2)
Fotoðraflar Tahsin Aydoðmuþ

 

Ayandon fýrtýnasýndan kocakarý soðuklarýna, kestane karasýndan pastýrma yazýna kadar iklim ve coðrafyanýn el ele yaþandýðý harika bir liman kentidir Amasra. Denize doðru bir kulaç gibi atýlmýþ yarýmada ve adalarý ile hep doðadan gelecek olan ve ona verilecek olan nimetlerin kalesidir. Ýki adalý, iki koylu beþ tepeli Amasra yarýmadasý, Karadeniz’in sanki ‘seni ben yetiþtirdim’ diyerek ana karadan koparýp almak istediði üzüm salkýmý gibidir. O yarýmada ve adalar mý denize doðru uzanýr, yoksa o ismi kara deniz mi karaya sýðýnmak ister ve girer topraðýn baðrýna anlayamazsýnýz. Ýþte bu tutkulu sarmaþ dolaþ oluþun, deniz ile karanýn çocuðudur Amasra. Ýki korunaklý koyu ile zor denizleri aþýp gelen gemicilerin sýðýnma ve ticaret limaný, ayný zamanda Anadolu’nun da Karadeniz’e açýldýðý ender kapýlardan biridir.

Amasra, denizden alýnýp karaya verilen, doðadan alýnýp insana verilen nimetlerin kapýsýný hep açýk tutmaya çalýþan insanlarýn kentidir.

   

Bugün ellerinde ‘takma’ oltalarý ile mendirek taþlarýnýn tepelerinde Kefalleri avlamayý bekleyen delikanlý balýkçýlar, yarýn da ay karanlýðý gecelerde Palamut sürülerinin yakamozlarýnýn peþinde koþacaklardýr. Balýkçý teknelerinin güverteleri hazýr ol, alesta, mola uyarýlarý ile þenlenirken, tutulan balýklar ya Amasra kapýsýndan Anadolu’ya yollanacak yada o kapýdan denize uzanmak için gelmiþ Amasra misafirlerinin masalarýný donatacaktýr.


Sesamos, Amastris, Amasra isimlerini alarak geçilen tarihte buraya ilk gelenlerin hem denizci hem ticaret erbabý, hem gerektiðinde savaþçý olduklarýný söylemeliyiz. Çünkü yarýmadanýn doðusunda ve batýsýnda oluþan iki koy, þimdiki ismiyle Ýstanbul boðazýndan çýkma cesaretini göstererek doðuya yelken basanlarýn güvenle demir atacaklarý iki yada üç sýðýnma noktasýnýn en uygunudur. Gelenlerin izledikleri serüven ve korku dolu rota; asýl tehlikeyi, en eski gemicilerin ‘Konuk Sevmez Deniz’ (Pontos-Akseinos) dedikleri, daha sonralarý ise bu denizin perilerine þirin gözükmek için ‘Konuksever Deniz’ (Pontos-Eukseinos) demek zorunda kaldýklarý Karadeniz’e çýkýnca gösteriyordu. Fenikeliler, Karyalý’lar ve Akalar, bu karlý, sisli, fýrtýnalý denizin boðazdan geçit vermemek için ‘birbirine çarpan kayalarýna’ (Symplegat’lar), sirenler çalarak denizcileri baþtan çýkaran perilerine (Nympha’lar), þiddetli rüzgarlarýna aldýrýþ etmeden doðuya dümen kýrmada amansýz bir yarýþ sürdürdüler. Anadolu ve Kafkasya kýyýlarýndaki bakýr, demir, altýn madenlerini iþletmek, ton balýðý avlamak, kara avcýlýðý, buðday ve esir ticareti yapmak baþlýca amaçlarýydý. Bunun içinde ticaret acentasý ve sýðýnma limaný kurmaya elveriþli koylara ihtiyaçlarý vardý. Argos ustanýn yaptýðý elli kürekli, meþe direkli çift yelkenli gemiye dolup Altýn Postu aramaya çýkan Argonotlar da herhalde bu ilk gözü pek gemicilerdendi.


Bu efsanevi yolculuk zamanlarýndan buyana insanlar doðadan öðrendiklerini kullanarak yaþamayý bildiler. Kendi coðrafyalarýnýn þartlarýný, denizin, rüzgarýn hareketlerini izlediler, onlarýn yolundan, onlarýn suyuna gitmeyi öðrendiler. Aysýz gecelerin karanlýðýnda balýk sürülerinin sudaki planktonlarý hareketlendirmesi ile oluþan yakamozlarýn parlaklýðý avlanmalarýný kolaylaþtýrýrken, ay aydýnlýðý gecelerde uzatýp býraktýlar aðlarýný, göremedikleri balýklarýn aðlarýna takýlmalarýný beklediler. Gün dönümlerini, cemrelerin düþmesini, sularýn ýsýnmasýný, ‘sayýlý’ rüzgarlarýn günlerini takip ederek doðanýn bilinmezlerini bilir, sýrlarýný çözer oldular. Ýþte o dünden bugüne rüzgar ve iþ takvimleri yapýldý. Yelken gemiciliði döneminde, hava þartlarýnýn el vermediði kýþ aylarý boyunca gemiler Amasra gibi yatak limanlarýnda karaya çekiliyor; Ruz-i kasým (kasým- nisan kýþ dönemi) ölü mevsim olarak geçiriliyordu. Amasralý yelken gemicileri, kendi yatak limanlarýnda güvenliðe aldýklarý teknelerini, kaledeki evlerinden seyrederek ve çubuk içerek tamamen yerel bir takvim izliyor; 179 günlük Kasým günlerinde ‘’seksende kalafat, doksanda donat, yüzde yüz, yüz elli de yaz belli’’ tekerlemesindeki zamanlamaya göre kalafat, donatým, yüzdürme ve denize açýlma iþlerini yapýyorlardý.


Amasra bütün tarihi boyunca hep bir liman kenti karakteriyle bilinmiþ, Amasralýlarda hep uzaklardan gelen ve uzaklara giden insanlarla alýþveriþi olan, ondan öðrenen, ona karþý hep esnek ve ince davranan, misafirperver olarak yaþamýþlardýr. Bu günde Amasra’nýn en sevimli karakteri iþte bu liman kenti insanýn görmüþ geçirmiþ, bilge, hoþgörülü ve ikramý seven tarzýdýr. Limanýnýn iþlek zamanlarýnda Sormagir mahallesindeki gemici pazarýnda makaradan halata bir çok gemi malzemesi ile yerel meyve ve sebzeyi ziyaretçilerine ikram eden Amasralý bugünde ayný kökten gelen aðaç iþlerini Çekiciler çarþýsýnda sunmaktadýr, Ayný damak tadýný Balýk Lokantalarýnda ikram etmektedir. Hele o beþ ayrý tepeden Amasra’ya bakma, þafaðýn söküþünden gurup vaktine kadar binbir ýþýkla binbir panorama. Amasra gizli bir hazine sandýðý gibi gözünüze, gönlünüze ve damaðýnýza tat verecek birçok pýrlantaya sahip olarak beklemektedir.


Çeþitli kaynaklar ve kentin içinde, çevresinde görülen arkeolojik kalýntýlar Amasra’nýn uzun geçmiþinin aþamalarýna iþaret ederler. Amasra bir gemi tezgahlarý merkezi, bir kale ve bir sýðýnak ve yatak limaný kasabasýndan, geçen yüzyýlýn içlerinde bu bölgede maden kömürünün bulunmasý ile, bir kömür istihsal ve yollama merkezi haline gelmiþtir. Ayný zamanda 1950 li yýllardan baþlayarak sevilen bir dinlenme ve plaj yeri olarak iç turizmde kendinden söz ettirmiþ, Ege ve Akdeniz’in ünlendiði 80 li yýllara kadar da Ankara’nýn sayfiyesi olmuþtur. Cumhuriyetin zor yýllarýnýn aþýldýðý bu günlerde Amasra ve Amasralýlar ülkenin ilk gezginlerine kucak açmýþlardýr. Ýlk ev pansiyonculuðu Amasra’da yaygýnlaþmýþ, büyük kentlerin insanlarý ilk seyahatlerini bu küçük kasabaya yapar olmuþlardýr. Ýstanbul kentinin gezginleri de Etrüsk ve Týrhan vapurlarýyla yaptýklarý Karadeniz seyahatlerinde, Amasra’yý ziyaretlerini unutamamýþlardýr.


Gelin bizde bir yerinden baþlayalým gezmeye; Karadeniz’i gizleyen son daðlarý aþýp kývrýla kývrýla Amasra’ya inmeden, bakacak tepesinden kuþbakýþý göreceksiniz kenti. Fakat bu keyifli noktadan bakýþta küçük limaný kapalý bir deniz, Büyük ada (tavþan adasý) ve ikinci ada Boztepe’yi ana karanýn bir uzantýsý gibi göreceksiniz. Her iki limanýnda bütün açýklýðýyla göründüðü, adanýn karadan baðýmsýzlýðýný ilan ettiði seyirlik zaman için karþý yamaca týrmanmak gerekecek. Buna da deðecek, çünkü bir gurup vaktinin kýzýllýðý bütün Amasra’nýn üstünden sizin içinize kadar süzülecek.


Kemere köprüsüyle ayrýlýðýný ortaya koyan Sormagir mahallesine ve Boztepe’ye gitmek için yarýmadanýn iki limanýnýn ortasýndan, Kale kapýlarýndan geçilecektir. Boztepe’den seyredilen Amasra’nýn arkasýnda yeþil yamaçlarýyla ana kara bir sonraki gün yürüyüþ yapmak ve Amasra’yý batý tepesinden doðusuna kadar dolaþmak için sizi çaðýracaktýr. Hele siz Boztepe’de iken mevsimde ilk baharsa, iþte o zaman Amasra’ya ilk ismini yani Sesamos ismini veren Susamlarýn ne kadar renkli, ne kadar canlý ve ne kadar çok olduðunu görebileceksiniz. Ve artýk bu tepelerden gördüðünüz Amasra panoramalarýnda içinizi burkan betonlaþmayý bir an olsun unutacaksýnýz.

 

Hep tepelerde dolaþmamýz, kentle beraber görmek içindi güneþin kýzýllýðýný. Yorulduksa eðer bu kez de küçük liman kýyýsýndaki aðaçlarýn gölgesine gizlenmiþ kahvelerden ufka bakarak batýrabiliriz güneþi. Tadýna varýlacak daha çok bakýþ noktalarý var bu kentin, sizin keþfedeceðiniz.


Yarýmadanýn ucundan Baþlayýp Boztepe adasýnýn bir ucuna kadar uzanan kale duvarlarýndaki birçok kapý ve dehliz, ta ortaçaðdan beri insanlara geçit veriyor. Sizi de davet edecektir. Kalenin Küçük Liman kapýsýnýn temelinde Sezar yazýsýný da okuyabileceðiniz roma devrine ait kitabe parçasýný gördüðünüzde, Amasra kalesinin yapýlmasý sýrasýnda týpký þimdilerde olduðu gibi Ortaçaðda da daha evvelki dönemlerin nasýl tahrip edildiðinin bir örneðini göreceksiniz. Ayrýca bir çok binanýn yapý taþlarýnda, merdiven basamaklarýnda, pencere kiriþlerinde bahçe duvarlarýnda önceki uygarlýklarýn el emeði eserlerinin kullanýldýðýný görebileceksiniz. Ýki Roma sütununun üzerinde bir Bizans frizi, onun üzerinde üç Cenova armasý olan bir kapýdan geçip cami yapýlmýþ bir kiliseyi görünce Amasra tarihinin zengin geçmiþini hissedeceksiniz.


Ýþte bu zengin Amasra tarihinin bir ölçüde de olsa derlenip toparlandýðý yer Küçük Liman kýyýsýndaki Amasra müzesidir. Denizcilik okulu olarak yapýmýna baþlanýp yarým kalmýþ bina, daha sonralarý müzeye çevrilmiþ, arkeolojik ve etnografik eserlere kucak açmýþtýr. Çeþitli tarzlarda sütun baþlýklarý, heykeller, Roma, Bizans ve Osmanlý mezar taþlarý, lahitler, sunaklar, alýnlýk ve kaideler gibi buluntular, denizden çýkarýlan amforalar, toprak altý künkleri, açýlan mezarlarda bulunan gözyaþý kaplarý, diðer mezar eþyalarý ve çeþitli dönemlerin paralarý, hatta raptiye büyüklüðünde metal tiyatro biletleri bu müzede sergilenmektedir.


Bu satýrlarý ödünç aldýðýmýz, Arkeologundan tarihçisine bir çok deðerli insan Amasra üzerine eserler yayýnlamýþlardýr. Bu çabalar dýþýnda, inþaat yapýmý için açýlan temel kazýlarýný saymazsak, Amasra’nýn geçmiþine ýþýk tutacak adýmlar atýlmamýþ ve gerekli kazýlar yapýlmamýþtýr. Böylece Müze dýþýnda bir çok esere, kentin içinde hala keþfedilmeyi bekleme þansý verilmiþtir.


Amasra eserlerini gizlemekte ve onlarý ancak deðer bilir insanlara göstermekte o kadar ustadýr ki; 1930’larda Zonguldak’ta açýlmasý düþünülen müzeye götürülmek üzere eski eserler rýhtýma toplanmýþ, fakat bu mümkün olmadan, fýrtýnalý bir günde, bütün eserler denize sürüklenmiþlerdir. Ve hala orada saklanmaktadýrlar.


Üç bin yýlý aþan tarihi boyunca Amasra; baðýmsýz site, müstemleke, küçük krallýk, eyalet merkezi ve metro polis dönemlerinden geçmiþ; zaman zaman önemini yitirmiþ, unutulmuþ, köyleþmiþ fakat hiç bir zaman terk edilmemiþtir. Bu uzun kent hayatýnýn, çok sýnýrlý ve dar bir alan üzerinde süregelmesi, her dönemin, önceki dönemlerin izlerini yok etmesi gibi bir realiteyi zorunlu kýlmýþtýr. Bunda yerleþme, savunma ihtiyaçlarýnýn olduðu kadar, inanç farklýlýklarýnýn da payý söz konusudur.


Fakat 13.yy’da Cenovalýlarýn kaleleri ele geçirmeleri ve yalnýzca bu savunma yapýlarý ile limanlardan yararlanmalarýyla,ilk çað kalýntýlarýnýn doldurduðu güneydeki düzlük olduðu gibi býrakýlmýþ ve bu doðal koruma 19.yy sonlarýna kadar bozulmamýþtýr. Yüzyýlýmýza doðru, Amasra’yý kalkýndýracak giriþimler gündeme gelince, henüz eski eser bilincinin yeþermediði bir sýrada, ayakta kalan ne varsa son bir kez daha tahribe uðramýþtýr. Bununla birlikte ilk ve orta çað yerleþimlerinin zemini en azýndan 1-2 metrelik bir toprak örtüsüyle kapandýðýna göre, tabiat ananýn yinede epeyce bir þeyi koruduðu düþünülebilir.


Toprak altýnda kalarak korunma þansý olmayan bir anýtsal eserde Kuþ Kayasýdýr. Çünkü o yüzyýllardýr kullanýlan karayolunun geçtiði yamaçtaki kayalara oyulmuþtur. Ýsmini 2 metrelik boyuyla Roma lejyonlarýnýn sýnýrsýz gücünü temsil eden kartal oymasýndan alan bu eser Amasra’nýn belki de en önemli tarihsel varlýðýdýr. Kuþ Kayasý, Anadolu’da bir baþka örneði bulunmayan biricik Roma dönemi yol anýtýdýr. Roma Ýmparatorluðu Doðu Eyaletleri Ýnþa Ordusu Komutaný ve Bitinya - Pontus Valisi Galius Julius Aguilla tarafýndan Roma yol aðýnýn bir parçasý olarak Ýmparatorun anýsýna yaptýrýlan bu anýt; Yufka kabartma tekniðiyle kayalara oyulmuþ kral heykeli ve Roma hakimiyet kartalý ile birbirini tamamlayan iki kitabe, oturma sedirleri ve kaya niþlerinden oluþmaktadýr. Kitabelerde; ’’Devletler arasý barýþýn ve dostluðun anýsýna imparator Cermonius’un yüceliði için G.J. Aguilla daðý yardý ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneði ile yaptýrdý.’’ ifadesi bulunmaktadýr.


Kuþ kayasýný Karadeniz’e bakan yamaçta býrakýp, o denizin kýyýlarýna indiðimizde Kefaser, Kuþna, Harsa, Felengit isimli küçük koy ve girintilerin bütün yakýn kýyýyý süslediðini görürüz. Þimdilerde tatilcilerin uðrak yeri olan bu gizli köþelere, antik rýhtýmda demirlemiþ ’Gezmeye Motor’ yazan sandallarla gidilir. Küçük ve Büyük liman ise her mevsim fýrýþka rüzgarlarýyla yelkencilere kucak açmaktadýr. Denizden ve rüzgardan aldýklarý güçle günbatýmlarýnda ufku arþýnlayan yelkenlilerin seyrine doymak çok zor olacaktýr.


Küçük hamamýndan Bedestenine, Roma yolu Köprülerinden Cenova armalý kalesine kadar, tarihi kollarýnda taþýyan Amasra sokaklarýný birer ikiþer dolaþmak ve gene doðadan insana uzanan ikramý günbatýmýnda balýk lokantalarýnda tadabilmek için yolara düþülür.

 

 

   

 

Çekiciler çarþýsýnýn, el emeði göz nuru ahþap eþyalarý, hasýr iþleri, gemi maketleri, þimþir kaþýklarý hepsi doðadan alýnýp iþlenmiþtir. Her zaman mevsimin en taze sebze ve meyvelerini, dað çileðinden böðürtlenine kadar pazara indiren komþu köylü kadýnlarda, Karalardan kara, kap kara kömürü Karadeniz’in kýyýcýðýnda topraðýn altýndan gün ýþýðýna çýkaranlarda, sabah alacasýndan ay karanlýðý gecelere kadar balýk peþinde koþanlarda hep doðadan alýnýp insana verilen nimetlerin manzarasýdýr Amasra’da göreceðiniz.

  

Hüseyin ÇOBAN
1998
Amasra

 
 

Ana Sayfa | Odalar | Lobi | Restaurant | Ulaşım | Rezervasyon | Amasra | İletişim

Tel : +90.378.315 34 86 pbx | Fax : +90.378.315 34 88

Selahattin Eyice Cad. Suphi Kalafatoğlu Sok. No:2 74300 Amasra/BARTIN

seymenotel.com ® Her hakkı saklıdır.

Designed by AFG | hosting by sesamHosT